Saturday, 31 December 2016

Ekim, Kasım - 2016




Bambiyi izlerken;

Hande - Bu ne haynavıydı ya fare bir şey?
Ben - Uçan sincap mı?
Elora - Hayır babaaa, keseli sıçan

Ben - Hadi bitir agzındakini, amma çok çiğniyorsun.
Elora - Ben Flash gibi yiyemiyorum baba

Elora - Bizim okulda Halloween geldiği için bazı süsler koydular
Ben - Öyle mi? jack o lantern var mı?
Elora - Var ama küçücük, Dollaramadan almışlar
Ben - Onu nereden çıkardın? 
Elora - Etiketi vardı üstünde



Elora - Baba Halloweenli pasta yapalım
Ben - Nasıl oluyor o?
Elora - Böyle round and round
Elora - Üstünde de Halloween çikolataları olacak


Elora - Bu prensin arabası değil, prensesin arabası, baksana flowerlar hic erkeğe uyar mı? 




Ağustos, Eylül - 2016

Bu noktadan itibaren Kanada'ya taşındığımız için, yavaş yavaş Elora'nın İngilizce, Türkçe karışık maceraları başlıyor:)

Elora - Benim cipsimden mi yiyorsunuz? (içeriden bağırıyor)
Ben - Evet ama nerden anladin
Elora - Seslerini duyuyorum


Little Big Planet Oynarken yandığında.

Elora - Çok güzel oynadım yani
Elora - Yani kendimle dalga geçiyorum

Elora - Tafşan yazıyı bozmamak için kulağını eğmiş. (Tuvalet kağıdı logosundaki kulağı eğik tafşanı görünce)

Elora - Öğretmen bişiler söyledi ben ağlayınca, ama Kanada dilini henüz bilmediğim için anlamadım.

Haziran, Temmuz - 2016


Ben - Ne çiziyorsun dalgalar mı?
Elora - Hayır yazı yazıyorum
Elora - Ben yazmayı bilmediğim için böyle yapıyorum

Elora - Baba bak burada yumak var. (hamak demek istiyor:)

Elora - Baba bu kız Masha gibi konuşuyor. (Antalya'da tatildeyken gördüğü küçük Rus kız için diyor:)


Elora - Baba senin kafan karışmış, et yemiyorsun diye.

Elora - Anne hani biz seninle babam uyurken tıkırtı oynadık ya.  (Tıkırtı=Langırt:)

Elora - Elimi tükürüklediğin için teşekkurler. (sinemada eline bulaşan çikolatayi yaladığımda:)